| |

İnşaat Uyuşmazlıklarında Uzman Delili ve Sektörel Tecrübe Ayrımı

Karmaşık inşaat uyuşmazlıklarında davaların sonucu çoğu zaman sunulan belge miktarından ziyade, uzman delilinin niteliği ve yapısına bağlı olarak şekillenmektedir. Uygulamada sıkça karşılaşılan temel sorunlardan biri, sektörel tecrübeye dayalı görüşlerin, yapılandırılmış uzman bilirkişi delili ile aynı ağırlıkta değerlendirilip değerlendirilemeyeceğidir. Bu ayrım, Santos Limited v Fluor Australia Pty Ltd & Fluor Corporation [2025] QSC 184 kararında açık ve öğretici bir biçimde ele alınmıştır. Her ne kadar uyuşmazlık gecikme, verim kaybı (disruption) ve ilave maliyet (quantum) taleplerini içerse de, kararın en önemli katkısı, mahkemelerin uzman deliline yaklaşımını netleştirmesidir. Bu yazıda aşağıdaki hususlar ele alınmaktadır: Uzman delili ile sektörel tecrübe arasındaki fark Mahkemelerin çelişen uzman görüşlerini nasıl değerlendirdiği Uzmanlardan ve taraflardan beklenen açıklık ve ispat seviyesi

İnşaat uyuşmazlıkları, çoğu zaman teknik, programatik ve mali konular içerir. Gecikme analizleri, verim kaybı değerlendirmeleri ve quantum hesapları, mahkemelerin doğrudan uzmanlık alanına girmeyen teknik meselelerdir. Bu nedenle uzman bilirkişi delili, mahkemelerin karar vermesinde merkezi bir rol oynar. Ancak mahkemeler, uzmanların karar verici olmadığını, yalnızca teknik konularda yardımcı olduklarını sürekli olarak vurgulamaktadır. Bu nedenle uzman delilinin değeri, uzman kişinin unvanından veya tecrübesinden ziyade, kullandığı metodoloji, varsayımlar ve muhakeme sürecinin açıklığına bağlıdır.

Defendant’s Objection
The Defendant argued that the adjudicator introduced new “fair and reasonable” rates and
re-measurements without giving the parties an opportunity to comment. This was alleged
to breach the principles of natural justice. It was also claimed that the adjudicator failed to
provide sufficient reasoning, making the decision unenforceable.

Claimant’s Response
The Claimant submitted that the adjudicator was entitled to apply his expertise in reaching
a gross valuation based on the parties’ submissions and contract terms. Most of the
adjudicator’s valuations were more favorable to the Defendant. The objections were
excessively detailed and did not amount to a substantial injustice.

Court’s Assessment
The adjudicator’s task was to determine the overall valuation of the payment application,
not individual rates. Using different rates within the range provided by the parties did not
amount to a breach of natural justice. The discrepancies raised by the Defendant accounted
for only 0.2% (approx. £2,600) of the valuation and were insignificant. Conversely, the
adjudicator’s approach benefited the Defendant by over £200,000. Therefore, no serious or
material injustice was established.

Conclusion
The Court held that the adjudicator’s decision was valid and enforceable. The Claimant’s
application for enforcement was granted, and the Defendant was ordered to make payment.

General Observation: This judgment confirms the limited circumstances in which courts will
intervene in adjudicator’s decisions – only in cases of serious procedural breaches or
manifest injustice.

Similar Posts